Merhaba. Yaklaşık 12 yıldır omurilik felçiyim, bir kaza sonucu felç oldum ve yürüyemiyorum. Kolay olanı herşeyden vazgeçip ölmek, zor olanı ise yaşabilmek. İşte ben zor olanı şeçtim.
Kaza geçirdiğim ilk zamanlar evden dışarı çıkmayı bırakın ölmeyi bile düşünüyodum ve, hatta denemedim desem yalan olur. Ama onuda beceremedim, bir gün öleceğim günü bekliyordum. Benim için herşey bitmişti. Herşey anlamsız ve amaçsızdı, eski günler artık geri gelmeyecek, hiçbir zaman yürüyemiyecektim. Çevremdeki herkes bana acıyormuş gibi geliyordu. Artık nefes alamıyordum. Sokağa çıktığımda herkes bana bakıyordu sanki. Sakat kaldığım için Allah'a isyan ediyor, Tanrım niye ben, niye beni seçtin, suçum neydi diye. Şimdi sizlere bunu yazmamın sebebi, benim düştüğüm durumlara sizlerin düşmemesi.
Neden mi? Çünkü, iyi ki sakat kalmışım diyorum. Şu anda evet yanlış okumadınız, iyi ki sakat kalmışım. Size sakat kaldıktan sonra yaptıklarımı
anlatacagım ve siz bile okuduğunuzda şasırcaksınız.
Nerden başlasam, ilk spor yaşantımı 2000 yılında Bakırköy Spor kulubünde başladım. 2 yıl boyunca oynadım ve anladım ki daha değişik bişeyler yapmalıyım. Ve Türkiye’ de bir ilk olan tekerlekli sandalyede tenis oynamaya başladım. Yaklasık bir sene amatör olarak oynadım, çünkü daha Türkiye’ de böyle bir spor dalı yoktu. Ve sonra halk oyunları ekibine katıldım, kafkas, çayda çıra oyunlarını onlarca kez sergiledik. Bu arada da reklam ve tabela atölyesinde çalışıp masraflarımı karşılıyordum. Sonra bu hızlı yaşantım sırasında sevdim, hemde cok. Ancak engelli olmam nedeni ile kızın ailesi bana kızlarını layık görmedi, ancak kızları öyle düşünmüyordu. Benimle evlenmek için kaçtı evden, kısa zaman da yakalandık (eh bir engelli ancak bu kadar kız kaçırır). 7 sene kapalı ceza evine mahkum edildim. Herşey benim için bitmişti. Koskaca 7 sene, ömür mü yeter derken, kızın yaşı doldu ve davasını geri çekince ara mahkeme ile beni salıverdiler. Sevdiğim kızı ben cezaevinden çıkana kadar başka biriyle zorla evlendirdiler. Cezaevi beni bu konu kadar üzmemişti, ama sakatlığı yenen ben bunu da yenmeliydim. Salıverildikten kısa bir süre sonra, evleneceğim ve 5 yıl evli kalacağım eşimle tanıştım. Onun bir engeli yoktu, ancak onunda ailesi karşıydı sakat biriyle evlenmesine. Ama ben bu sefer tercubeliydim ve kızın yaşının dolmasını bekleyip öyle kaçırdım. Sonunda evlendik, 2 yıl mutlu bir evliliğimiz vardı. Seviyor seviliyordum. Ancak zaman, evliliğimizi yıpratmaya başlamıstı ve sonunda da ayrıldık. Ve yine ben cıkmaza düşmüştüm, hersey anlamsız geliyordu. Benim kaderim neden böyleydi, anlamıyordum.
Sonra, hayatımdaki bütün olumsuzlukları silip yeni baştan başlamaya karar verdim.
Hayatımda bişeyler yanlıştı, düzeltmem gerekiyordu. Ve tiyatro oynamaya karar verdim. Tiyatro çok değişik bir zevkti benim için, o heyecanı hiçbir yerde duymamıştım. Sahneye cıktığımda kalp atışlarımı duyabiliyordum, bu super bır duyguydu. Ve bu arada sualtı sporlarına merak saldım, sualtı kulübüyle tüplü dalışlar yaptım. Ses getirmem gerekiyordu ve Avrasya maratonuna katıldım, 2.oldum. Hayatım ne kadar inişli çıkışlı olsada, yaşamayı seviyorum. Şu anki hedeflerim ise, uluslararası yelken turnuvasına katılıp, dağlara çıkmak. Evet bir gün bunlarıda yapacağım...
Ancak şunu da belirtmeden bitirmeyeceğim. Bu anlamsız hayatıma renk katan, bana yaşamayı sevdiren, iyi ki sakat kalmışım dedirten Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Başkanı Ramazan BAŞ, bana imkan verip, güvenip yanımda olmasaydı, umutsuz bir yaşam sürecektim. Sizde TOFD’ ye gelin, yaşam umutlarınız tekrar yeşersin.