Başarı Öyküleri - Yalçın Yetik

e-Posta Yazdır PDF
Yalçın Yetik

Ben  Yalçın Yetik. 12 haziran 1981 doğumluyum, Ankaralıyım . Sağlıklı bir doğumla sağlık bir şekilde dünyaya geldim. Her şey güzeldi, hayatımdan memnundum. İlkokul ve ortaokulda  vasatı aşamayan  bir öğrencilik hayatımdan  sonra liseye  başladım.

Lise  öğrenimim berbattı. Zorlukla bitirmeye çalışıyordum. Lise son sınıfta azda olsa ÖSS ye  hazırlanıyordum. ÖSS ye çok az kalmıştı, yarı yıl tatili yeni bitmiş ikinci dönem başlamış ve büyük sınava bir ay kalmıştı . O günlerde, yani tam olarak 1 Mart 1998 de iki dayı oğlumla geçirdiğim trafik kazasında ölümden döndüm. 10 gün bilincim yerinde değildi. Sonradan kendime geldiğimde felç olduğumu ve  hayatım boyunca  yürüyemeyeceğimi öğrendim .

 

Zor bir durumdu, yürüyor koşuyor ve her türlü ihtiyacımı kendim giderebilirken, bir anda  yatağa, tekerlekli sandalyeye ve yakınlarıma bağımlıYalçın Yetik olmak. Evet  gerçekten zor bir durum,   nitekim alışmak  kolay olmadı. Kazadan sonra bir kaç yıl azimle, canla başla ayaklarımı kazanmak için uğraştım, başka hiçbir şey umurumda değildi. Birkaç yıl  böle geçti. Daha sonra ailem lise öğrenimimi bitirmek için bana tekrar okumam, çalışmam gerektiğini söyledi. Ama dediğim gibi umurumda değildi, ayaklarım yoksa onun da gereği yoktu. Kafamdaki düşünce buydu .

 

Ta ki çok sevdiğim akrabamız olan  iyi bir bayan  bana çeşitli telkinlerle okumam gerektiğini, yıllar boyu ailemin yanında kalamayacağımı, bir şeyleri yapabileceğimi kafama  yerleştirmeye başladı.  Onunda zorlamaları ile liseyi açıktan bitirmeye karar verdim. Liseyi 2003 yılında  bitirdim. Daha  sonra, zaten lise için derslere çalışmıştım, çalışmışken bu bilgilerimle ÖSS ye de girmeye karar verdim. Ama  çok umudum yoktu, yani öylesine bir şansımı denemek istedim.  2004  yılında ÖSS de Anadolu üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi (açık öğretim) bölümünü  kazandım. İlk yıl tanımadığım deyimlerle karşılaştım, daha  önce bilmediğim duymadığım ders isimleri. Çalıştım anlamadım, tekrar okudum ve tekrar okudum. Anlamaya başlamıştım artık, o daha önce duymadığım kelimeleri. Açıkçası anladıkça sevmeye, sevdikçe eğlenceli bir hal almaya  başlamıştı . İlk yıl vasat geçti ama sınıfı geçtim. İkinci yıl çok çalıştım, yüksek onur belgesi aldım. Üçüncü yıl onur belgesi,  dördüncü yıl yine onur belgesi aldım. 2007 yılında okulu başarı ile bitirdim. Okuduğum üniversitede on binlerce öğrenci öğrenim görüyorken, ben gösterdiğim başarı sonucu ilk 100 e girerek Eskişehir’ de yapılan mezuniyet törenine katılma şansı kazandım. Ve gittim de törene,  güzel bir gündü, eğlenceliydi, engellerimi unutmaya başlamıştım. Bende diğer sağlıklı öğrenciler gibi diplomamı dekanın elinden almıştım. Binlerce kişi stadyumdan bizi izliyordu. Gerçekten güzel bir duygu, engellerini hissetmiyor insan sağlıklı insanların içinde olduğu sürece.

 

Bu  öğrenim hayatı bana  çok şeyi yeniden öğretti. Düşünüyorum da, üniversiteye girmeseydim, okumasaydım,  birileri benim  okumam için caba sarf etmeseydi ne olurdu? Kesin evin bir odasında hayata küsmüş, televizyon başında çürümeye mahkum kalacaktım. Artık inanıyorum ki, engellerim  benim için sorun değil. Başta da söylediğim gibi, alışılması zor bir durum ama, alışmaktan, böle yaşamaktan, devam etmekten başkada bir şansımızın olmadığını düşünürsek bir şeyler yapmalıyız kendimiz için. Ailemiz bizim her zaman yanımızda olamayacak. Kendi hayatımızı  kendimiz sürdürmeliyiz ve bunun içinde ne gerekiyorsa yapmak zorundayız.

 

Hayata küsmek, kendimizi insanlardan kalabalıklardan soyutlamadan, bizimde o kalabalığın bir parçası olduğunu bilerek hayata yeni bir sayfa açıp engellerimizle yaşamaya çalışmalıyız.

 

 

Katkı Sağlayanlar

Foto Galeri

Üyelik



Anket

Sitemizin yeni tasarımını nasıl buldunuz?