Merhaba ben Vildan Çelik. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Halkla ilişkiler bölümü mezunuyum. Küçük yaşta geçirdiğim bir ateşli hastalık sonucunda bileklerde ve ayaklarda oluşan sinirsel boşalma nedeniyle tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak yaşamımı devam ettirmekteyim.
İlk ve ortaokulu, oturduğum mahalledeki Selçuklu İlköğretim okulun da okudum. Bu dönemde koltuk değneğiyle kısa mesafeleri yürüyebiliyor,
merdivenleri az da olsa çıkabiliyordum. Annemin yardımıyla. Beş çocuklu bir ailenin en küçük çocuğuyum bu arada. Arkamda dört çocuk daha vardı ve onların da anneme ihtiyaçları varken, annem her sabah beni okula bırakır ve okul çıkışı tekrar almaya gelirdi. Tenefüslerde arkadaşlarıma katılamadığım için üzülürdüm, ve ben de kitap okur kendime oyun bulurdum sınıfta. Okul dönemim de sınıf arkadaşlarım beni hiç incitmediler. Ama ben o kadar da atılgan bir öğrenci değildim, içime kapanıktım ve bu yüzden iletişimimiz bir yerde kesiliyordu onlarla. Büyüdükçe yaptığımın yanlış olduğunu anladım. Çünkü farkımız sadece benim engelli olmamdı, düşüncede ve yaptığımız işlerde aynı şeyleri yapıyor ve hatta ben daha özen gösteriyordum yaptıklarıma . Ortaokulun her ilk ve son döneminde hep takdir aldım ve iyi dereceyle bitirdim ilköğretimi. Her engelli arkadaşım gibi benimde bu dönemlere gelmem kolay olmadı. Ömrümün yarısı hastanelerde geçti diyebilirim. Her doktora gitiğimde umudum çoğalıyor ve iyileşme ümitlerim tavan yapıyordu. Çocukluğumda sürekli Hacettepe Üniversitesi Ortopedi bölümüne gittim. 16 yaşıma kadar kısa bot ve koltuk değnekleriyle yürüyebiliyordum. İnatçıydım, normalde değneklerle düştüğümde yerden kakamazdım ama ben yeni yöntemler geliştirmiş, değneklere tutunarak ayağa hiçbir yere tutunmadan kimsenin yardımı olmadan kalkabiliyordum. Üstelik koltuk değnekleriyle artistik hareket bile yapıyordum . Ellerimdeki problem asla özel işlerimi banyo vs. yapmama engel olmadı. Ergen yaşlarımda da kimseden bu hususta yardım almadım (annemden bile). Gururluydum ve ben yapmak istiyordum. Birey olduğumu ve bir şeyleri başarabildiğimi göstermeliydim. Ancak böyle gelebilirdi kendime güvenim yerine. Annem yardım etmek istiyordu ve hatta kızıyordu “niye izin vermiyorsun “diye. Ben yaparım diyordum her defasında. Çok sonraları bana hak verdi.
1998 de geçirdiğim ağır bir akciğer ameliyatından sonra, bir daha koltuk değneğiyle yürüyemedim. Örgün eğitime devam edemedim. 1999 yılında hiç vakit kaybetmeden açıköğretim lisesine kayıt yaptırdım. Ve kısa sürede bitirdim. Ardından üniversiteye devam ettim. Okul bittikten sonra açılan kurslarda resim ile amatör olarak uğraştım. Yağlı boya tablolar yaptım, açılan sergilerde sergilendi. Bence resim yapmak çok eğlenceli ve dinlendirici . Bütün arkadaşlara tavsiye ederim. Ayrıca boş vakitleri değerlendirmek adına satranç kursuna devam ettim. Hangi işe başladıysam, ben bunu yaparım diyerek başladım. Geri dönüşümü hep olumlu oldu .
Hayat zor gerçekten, zor ama engelleri önce beyinde bitirmek önemli. Kendimizi engelliyiz diye geri çekmeyelim, hep hayatın içinde olalım. Hepimize mutlu yarınlar dilerim.